|
TARİH KOKAN
BİR ANADOLU KASABASI AVLUNLAR
VE
ONUN MAZİSİNE IŞIK TUTAN 546 YILLIK BİR VAKFİYE
Avlunlar kasabası Tokat merkez ilçeye bağlı,
yeşilin doruğa ulaştığı, masmavi gökle
kucaklaştığı ender yurt köşelerimizden birisi¬dir.
Tokat merkezine 34 km. mesafede olup, ulaşım
asfalt yolla sağlanmaktadır. Tokat, Nik¬sar,
Erbaa merkezi yerleşim alanlarının tam ortasında
bulunmaktadır. Kasabanın güney ve kuzey
cepheleri yeşilin her tonunu bünyesin¬de
barındıran, bozulmamış yaratılış harikası mesire
yerleri, göller ve ormanlarla kaplıdır.
Avlunlar, tarihin kültür
mozaiğini bünyesinde barındıran, Anadolu'nun
ruhuna uygun yapısıyla hayatiyetini devam
ettiren numune bir yurt köşesidir.
Avlunlar'ın tarihine ışık tutan belgelere
geçmeden önce isminin menşei üzerinde bilgi
vermek gerekir. Kasaba halkından ileri
yaşlardaki büyüklerimizle yaptığımız bilgi
alış¬verişinde " Avlunlar" isminin bölgeye
verilişi ile ilgili yorumun ötesinde bir bilgiye
ulaşamadık. O yorum da, bölgenin bir kapalı
havza şeklinde olması nedeniyle " Avlu " ya
benzetilerek bunun zamanla "Avlunlar" şeklinde
ifade edildiğidir.Biz " AVL” kökünü etimolojik
açıdan incelediğimizde; “AVLUN” kelimesi Arapça
olarak " Aile fertlerinin nafakalarını temin
eden, evlatları çok olan " anlamlarına
gelmektedir.
Bölgenin tarihine ışık tutan Satılmış Bey Oğlu
Hacı Pir Ahmet'in hicrî 876 tarihli bölgeyi çok
güzel anlatan Arapça vakfiyesinde Avlunlar'ın
Niksar'a bağlı bir yerleşim birimi olduğu ifade
edilirken " Avlun " ismi yerine "Eflun " isminin
kullanıldığı görülmektedir. Bu kelime 'yıldız
batması' anlamına gelmektedir.
Bugün itibariyle Avlunlar Kasabası'nın tarihini
aydınlatabilecek kitabe türü taş yazılar Anadolu
Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerine aittir.
Avlunlar'ın Türk ve İslam kimliğiyle buluşması
Sultan Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet
Danişment Gazi'nin Çorum, Çankırı, Samsun,
Kastamonu, Tokat, Amasya, Sivas ve Niksar'ı
fethi dönemlerine denk gelmektedir. Evliya
Çelebi seyahatnâmesinde bu fethin 1083 yılında
gerçekleştiğini haber vermektedir. Tokat, Komana
( Gümenek ), Cincife ve Niksar güzergahı takip
edilirken bu bölgeyi de fethettikleri tahmin
edilmektedir. Bunu destekleyen bir tarihi belge
de şöyledir: Danişmend Ahmet Gazi adına torunu
Nizamettin Yağıbasan ( 1142 - 1164 - 1165 )
tarafından düzenlenen 1. Zilhicce 560 / 20, 10,
1164 tarihli vakfiyenin tercümesinde
bölgemizdeki yerleşim alanlarının ismi aynen
şöyle geçmektedir:
" Kemgöz Köyü'nün tamamı, bütün hudut ve hukuku
ile, Yenice ve civarı... ovaları, dağları, mer'a
ve ağaçları ile... yakfedilmiştir." Ayrıca
Niksar'da bulunan Danişmendliler dönemine ait
Dar'ul Hayr Tıp Medresesi'nin vakıfları
sayılırken "Yenice Köyü'ndeki Malikane" de
vakfiye olarak belirtilmiştir. Bu vakıf eserleri
göstermektedir ki bölgenin fethiyle birlikte
imaret çalışmaları da yapılmış ve merkezî bir
konuma getirilmiştir.
Kasabanın Osmanlılar dönemine ait tarihi belgesi
Eze Mah. Camii duvarındaki taş kitabedir. Tokat
müze memuru Besim KARAGÜLLE'nin ( 1929 - 1937 )
"TOKAT" adlı el yazması eserinde Eze Köyü
Camii'nin Yar Ahmet Oğlu Hüseyin tarafından (
941-1534 ) yaptırıldığı, söz konusu kitabe
gösterilerek belirtilmiştir. Yar Ahmet ve oğlu
Hüseyin'in mezarları bugün hala Eze Köyü
Camii'nin ön cephesinde bulunmaktadır.
Hicri 876 tarihli vakfiyede, Satılmış Bey Oğlu
Hacı Pir Ahmet'in, Ohtap (Yağmurlu) ve
Avlunlar'ın tamamının sahibi olduğu ve buraları
vakfettiği açık bir dille ifade edilmiştir. Söz
konusu bu zatla, Yar Ahmed'in aynı şahıs olma
durumu ortaya çıkmaktadır. Çünkü Hacı Pir
Ahmet'le, Yar Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman
döneminde yaşamışlardır. Yani muasırdırlar.
Bölgenin maliki ve imaretini yapan hayır
sahibinin, saygın ve zengin biri olduğu
anlaşılmaktadır. Bu itibarla; yazımız içeriğinde
zikredemediğimiz daha birçok tarihi belgelerle
kanıtlı " AVLUNLAR KASABASI", Tokat merkeze
bağlı 34 km mesafede şirin bir kasabadır. 1994
mahalli idareler seçimlerinde Gökçeyol - Orta ve
Eze Köyleri'nin bir araya gelerek birleşmesinden
müteşekkildir. Belediye idaresinin kurulması
aşamasında 2900 olan kasabamızın nüfusu 1997
yılı sayımlarında çeşitli nedenlerle 2196'ya
kadar düşmüş, en son yapılan nüfus sayımı
sonunda ise 2546 olarak kesinlik kazanmıştır;
ancak halihazır nüfus kadar veya daha fazlası
kasabamız nüfusuna kayıtlı insanların İzmir,
Ankara, İstanbul vs. gibi büyük şehirlerde ve
Tokat merkezde hayatlarını idame ettirdikleri
bilinmektedir.
Kasabamızda hâlihazırda ikamet
eden halkımız, öncelikle tarım ve hayvancılıkla
geçimlerini sağlamakta, başka önem arz eden
gelir kaynaklan bulunmamaktadır. Yöre halkının
ne denli devletine bağlı ve kurumlarına saygılı
olduğu, bir babanın evladına karşı ne derecede
şefkat ve sevgiyle yaklaştığı bir gerçekse,
bizim halkımızın da kendi aralarında yaygın
olarak kullandığı tabirle: " Devlet Baba halkı
için ne yaparsa doğrusunu ve güzelini yapar;
aksini kesinlikle düşünmez." mantığı ile hareket
etmektedirler. Avlunlar Kasabası halkı ile
tanışma ve konuşma fırsatı bulan herkesin bu
özelliklerini fark edeceklerinden şüphe yoktur.
Kasaba halkının tümüyle diğer bir özelliği de
misafirperver olmaları, dışarıdan gelen yabancı
kişiye karşı kardeşçe sevecen yaklaşıp kucak
açmaları onların diğer meziyetlerine ayrı bir
güzellik katmaktadır.
Yöre halkının iç güzelliği ile bütünleşen
Avlunlar'ın kendine özgü doğa harikası
ormanları, göletleri ve yaylaları gezmeye ve
görmeye değerdir. Kasabamızın kuzeyinde kalan
sırası ile Gökçeyol - Orta ve Eze Gölet ve
Yaylaları, yaz sezonunda insanlara eşine az
rastlanır güzellikte piknik ve mesire alanı
olarak hizmet sunmaktadır. Bu nedenle, özellikle
hafta sonlarında Tokat merkez ve kazalarından
gelen misafirlere daha temiz ve güzel bir
ortamda piknik yapmalarını sağlamak amacı ile,
anılan bölgelerde belediye olarak bir dizi
çalışmalar yapılmaktadır.
Netice itibariyle Avlunlar, hangi döneme ait
olduğu gün yüzüne çıkmamış kilise
kalıntılarıyla, bir Danişmendli Dar'ul Hayr Tıp
Medresesi Vakfiyesi olan ancak bugün yeri
bilinmeyen Yenice Köyü Malikanesi ile, Anadolu
Selçuklu eseri olan Avlunlar Kervansarayı ile,
İlhanlı çeşmeleri ile, Osmanlı cami ve hanları
ile, kısacası tarihle dopdolu sımsıcak bir
Anadolu Kasabası'dır. Tarih ve tabiat sevdalı
herkesi, yukarıda zikretmeye çalıştığımız bu
güzellikleri görmeye davet ediyoruz.
TARİHÇESİ
Kasabanın tarihine ışık tutacak belgeler Eze
Mah. Cami duvarı, çevre ihata duvarı ve Caminin
kıble cihetinde bulunan kabirlerdeki taş
kitabeler ve ayrıca yayınlayacağımız bu
vakfiyedir. Caminin ön cephesi ihata duvarın¬da
bulunan ve çeşme başında olduğu tahmin edilen
kitabede, İlhanlı hükümdarlarından Ebu Sait
BAHADIRHAN'a (1316-1335) övgüyle niyazda
bulunulmaktadır.
Tarihi kaynaklar¬dan edinilen bilgilere göre
Anadolu ve Tokat yöresinde en yoğun İlhanlı
olayları Olcayto (1304-1316) ve Ebu Sait BAHADIR
(1316-1335) zamanlarında gerçekleşmiştir.
Olcayto Han'ın ölümüyle İlhanlı tahtına 12
yaşında iken Ebu Sait BAHADIR Han geçmiş ve 32
yaşında iken de vefat etmiştir. Bahadır han
devletin başında iken büyük vezir Emir
Çobanoğlu, Timurtaş'ı Anadolu genel valisi
olarak tayin eder. Tokat ve civarı da bu dönemde
Timurtaş'ın sorumluluğu altındadır. Hatta
bölgede kendi adına sikke da¬hi kestirmiştir.
Cami giriş kapısının sağ yanında bulunan yazı
ise, bir çeşme kitabesidir. Burada Vakkas Ağa
adında bir zat, evladı olmadığı için hanımı
adına bir çeşme yaptırmıştır. Kitabenin bir
bölümün¬de şu ifade yer almaktadır. "Evlatsız
olarak bu dünyadan gitti. Hûda kılsın ona
kabrinden rahmet".
Caminin doğu cephe duvarında bulunan kitabede
Hicri 941 -(1534) yılı Rebiülevvel ayında Yar
Ahmet tarafından yaptırıldığı ifade edilen bir
eserden bahsedilmektedir. Tokat müze memuru
Be¬sim KARAGÜLLE' nin hazırlamış olduğu el
yazması ( ) "TOKAT" adlı eserde, bu kitabenin
Eze Köyü Cami kitabesi olduğu ve Yar Ahmet Oğlu
Hüseyin tarafından (941-1534) yaptırıldığı H.
ASARKAYA (CİNLİOGLU) ' nun "Osmanlılar Zamanında
Tokat" adlı eseri kaynak gösterilerek ak¬tarılmıştır.
Yine Caminin kıble yol cephesinde iki adet mezar
bulunmaktadır. Bunların zarar görmüş du¬rumda
bulunan kitabelerinde şu ifadeler çözülmüştür.
Ön cephede Arabi aylardan "Fi Cemaziye'l Ahir",
arka kısımda ise "Mevlana Cüneyd-Mevlana Hüseyin
İbn." bu mezarların caminin banisi Yar Ahmet
Oğlu Hüseyin ve babası Yar Ahmet'e ait olduğu
anlaşılmaktadır.
Söz konusu Yar Ahmet isimli zatın kim olduğu
henüz anlaşılamamıştır. Tokat Müftü Mah.de de
Yar Ahmet sokağı ve aynı adı taşıyan bir de
türbe bulunmaktadır. Yaptığımız araştırmada
tür¬be olarak bilinen yerde yıkık ve dağınık
vaziyette mezarların bu¬lunup bulunmadığını
tespit edemedik. Belediye kültür işlerinden “Yar
Ahmet” isimli sokağın hangi amaçla verildiğini
sorduğumuzda da bir bilgi elde edemedik. Sadece
Besim KARAGÜLLE'nin el yazması "Tokat" isimli
eserde bu şahsın büyük bir zat olduğundan
bahsedilmektedir.
Bütün bu taş kitabelerden anlaşıldığına göre
bölge Danişmentliler, İlhanlılar ve Osmanlıların
miraslarıyla doludur. Ayrıca Niksar Belediyesi
tarafından çıkarılan "Danişmentliler Döneminde
Niksar" adlı eserde ve yine neşrini yapacağımız
bu vasiyetnamede Avlunlar bölgesinin Niksar'a
bağlı bir yerleşim birimi olduğu ortaya
çıkmaktadır.
1083 yılında Tokat'tan başlayıp Gümenek, Cincife
ve Niksar'ın fethini gerçekleştiren Melik Ahmet
Danişmend Gazi tarafından bu bölgelerde birlikte
aynı dönemde fethedildiği tahmin edil¬mektedir.
Bölgede bulunan çok sayıdaki kilise kalıntısı bu
tezi desteklemektedir. Netice itibariy¬le
Avlunlar kasabasının 900 yılı aşkın bir tarihe
ışık tuttuğu ve Müslüman halk ile gayri müslim
tebanın iç içe yaşadığı ortaya çıkmaktadır.
VAKFİYE
ESiRGEYİCİ BAĞIŞLAYICI ALLAH ADIYLA
Allah'a hamd olsun ki, bulutların ağlamasıyla
arzı güldürdü. Ehl-i İslam emvalinin hududunu
kerem sahiplerinin nakışlarıyla süsledi.
Kullarının en iyilerini sünneti seniyyeye ve
doğruluk makamına hidayet etti. Hayır erbabına
ahiret günü çeşitli sevaplar vaad eyledi.
Allah'ın birliğine, şeriki bulunmadığına,
şehadet ederiz ki, bu şehadetle ahirette ızdırap
ve pişmanlık duyulmasın. Kıyamet günü bütün
aleme şefaatçi ve şefaati kabul edilmiş olarak
gönderilen Muhammed (a. s.), Allah'ın kulu ve
resulü olduğuna şehadet ederiz. O'na, ehline ve
ashabına ve diğer salih kulları¬na Allah'tan
salat ve selam. Şöyle ki: Allah yoluna
vakfedilen Fahr-ı Kerem sahibi, iki Harem-i Şe¬rifin
hacısı olan, Satılmış Bey Oğlu Hacı Pir Ahmed,
Allahu Teala tarafından kendisine birçok ni¬metlerin
ihsan edildiğini ve bu nimetlerin günden güne
çoğalmakta olduğunu görünce adının ve meziyet
eserlerinin zamanla unutulmayarak baki kalması
için, Allah'ın bu nimet ve ihsanlarından
başkalarının da fayda görmesini istemiştir.
Çünkü bir Müslüman eceli gelince, o ana kadar
yapmış olduğu işlerden başka yapabilecek bir
şeyi kalmaz. Ancak Hz. Peygamberin Hadis-i
Şerifinden rivayet edildiğine göre ademoğlu
öldükten sonra şu üç şeyden başkasının sevabı
kendi¬sine ulaşmaz: Devamlı (cari) sadaka,
ölümünden sonra arkasından hayır dua eden evlat
ve fay¬dası görülen ilim. İşte bu Hadis-i Şerife
uyarak, Allah'ın rızasını kazanmak, cehennem
ateşinden kurtulmak ve cennetine nail olmak
üzere, halkın maddi ve manevi sıkıntılarını
hafifletmek mak¬sadıyla maliki bulunduğu ve
hudutları herkesçe bilinen şöhreti yayılmış olan
Ohtap adlı köyler¬den müşterek hisseli olmayan
arazinin beşte birinin tamamını; toprağı ekime
elverişli EZE köyün¬den, Kethüdamülk olarak
bilinen arazinin parçalarının tamamını, biri
Şeyh Safa'nın ekinliği ya¬nındaki Acıpmar'da
bulunan, diğeri mezkur vakıf sahibine ait
bahçenin içinde bulunan kaynağın bitişiğindeki
armut ağaçlarının üçte birinin tamamını; ESTİĞİN
KÖYÜ (ORTAKÖY) arkasında bu¬lunan kilisenin
bitişiğinde mevcut elma vesair meyve ağaçlarının
tamamını; Niksar'ın Eflun (AV-LUN)'a bağlı EFEDE
Köyü’nden müşterek hisseli olmayan üç hisseden
bir hissesini; hudutları herkesçe bilindiğinden
tahdit edilmesine lüzum olmayan Tavri Köyünden
müşterek hisseli olma¬yan yarısının tamamını
zamanın İmam ve Alimlerinden yedi kişiye
vakfeylemiştir. Bunlardan her biri nerede
isterse Kur'an-ı Kerim'den her hafta bir cüz
okuyacak ve her ay bir hatim indirecek¬tir. Her
Ramazan Ayında vakıf sahibinin evinde, buradan
da mütevellinin evinde toplanılacak, tehlil ile
hatim duaları okunacaktır. Hatimlerin ecrü
sevabı vakıf sahibine hediye edilecektir. Ke¬za,
mütevelli mezkur vakıfların mahsûlünden dörtte
birini satarak bu alimlerin her birine zamanın
parasından nakit elli dirhem verecektir. Tehlil
için toplandıklarında onlara en iyi yemeklerden
verecek, paradan bir miktar artarsa mütevelli
kendine harcayacaktır. Artmadığı taktirde sarf
eylemeyecektir. Vakfın idaresi, mütevelli
hayatta kaldığı müddetçe uhdesinde
bulunduracaktır. Vefa¬tından sonra Devlet baz,
Bahtiyar ve Satılmış adlı öz evlatları ve
bunlardan sonra bunların çocuk¬ları ve torunları
sıra ile takip
edecektir. Bunların nesilleri de tükendiğinde
mezkur şartları yerine getirecek olan Niksar
İlçesinin idaresini uhdesine alan zata
devredilecektir. Devir keyfiyeti kendi rıza ve
isteği ile bu şartları yerine getirmesi
hususunda şer'an kabul edilmesi halinde ifa
edilecek¬tir. Her kim bu vakfın şartlarını
değiştirir veya iptal ederse Allah'ın,
Meleklerin ve bütün insanla¬rın lanetine
uğrasın. Bu vakfın müşterek hisseli olmadığına
ve idaresinin de içtihad kararı ile şer'i
mahkemelerden vaki tahkik neticesi doğru ve
lüzumlu olduğunun hakimin kat'i hükmüne istinat
ettiğinden şahitlerin huzurunda, mes'ul makamlar
nezdinde SEKİZYÜZYETMİŞALTI SENESİ REBİ-ÜLEVVEU
MUAZZAM AYININ ORTALARINDA TANZİM VE İMZA
EDİLDİ.
ŞAHİTLER
Molla Cüneydoğlu Küçük Fakih-Hassüloğlu Mehmet-Mahasinoğlu
Ali-Kethüdamülkten Hacı Mehmet-Şeyh Mehmetoğlu
Yusuf-Hüseyinağa Oğlu Ali Paşa-Satılmışbeyoğlu
Arız Paşa-Fakih Hü-seyinoğlu Toros-Hamzaoğlu
Hüseyin-Saltukoğlu Hasan-Yusufoğlu Ali
Vakıf Sahibinin Şartının Uygunluğunu Tasdik ile
Mührümü Vaz'eyledim.
NİKSARDA HİLAFET AMİRİ PİR MEHMET ELNAZİFİ
(MÜHÜR) Vakıf Sahibinin Re'yine İştirak İle
Doğruluğuna Hükmettim
NİKSARDA MUKİM HİLAFET AMİRİ AHMET
ELKERMEĞALİOĞLU İBRAHİM
(MÜHÜR)
GÖRÜLMÜŞTÜR TOKAT'TA HİLAFET AMİRİ İMAM DEDE
HALİL (MÜHÜR)
GÖRÜLMÜŞTÜR NİKSARDA HİLAFET AMİRİ
ALİ (MÜHÜR)
İMZALI ASLININ AYNIDIR.
TOKAT'DA HİLAFET AMİRİ
HACI AHMET
(MÜHÜR)
(Not: Bu belgenin aslı Arapça olup, 1963 yılında
Ankara 7. Noterliğince tercüme edilmiştir.)
Belgeyi Yayıma Hazırlayan : A. Turan ERDOĞAN
Niksar İmam-Hatip Lisesi Meslek Dersleri Öğretme
|